Dolar 45,0098
Euro 52,8050
Altın 6.815,04
BİST 14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Açık
İstanbul
21°C
Açık
Paz 21°C
Pts 16°C
Sal 16°C
Çar 19°C

Bir Öğretmenin Ardından:

Gazeteci, Televizyoncu
4 Mart 2026 14:16
85

Bir Öğretmenin Ardından:

Bazı acıların tarifi yoktur. Kelimeler kifayetsiz kalır, cümleler boğazda düğümlenir. 17 yaşındaki öğrencisi tarafından hayattan koparılan genç öğretmen Fatma Nur Çelik’in ardından yazmak da işte böyle bir şey…

Bir öğretmen düşünün… Sınıfa girdiğinde gözlerinin içi gülen, bir çocuğun defterindeki tek bir doğruyu görüp dünyalar kadar sevinen… Tebeşir tozuna bulanmış elleriyle geleceği inşa etmeye çalışan… Maaşından çok öğrencisinin başarısını dert edinen…

Ve bir sabah, eğitim vermek için gittiği okuldan bir daha dönemeyen bir öğretmen…

Fatma Nur Çelik sadece bir isim değildi. O, bir annenin evladı, bir babanın gururu, kardeşlerin sığınağıydı. Ama en çok da öğrencileri için bir yol göstericiydi. Belki bir çocuğun karanlık dünyasında yakılmış tek ışıktı.

Bugün arkasından ağladığımız sadece bir insan değil; bir umut, bir ideal, bir hayal…

Şiddetin Gölgesinde Eğitim

Eğitim, bir ülkenin en kutsal alanıdır. Okul, çocuğun hayata hazırlanırken kendini güvende hissettiği yerdir. Öğretmen ise o güvenin mimarıdır.

Peki ne oldu da bir öğretmenin hayatı, yetiştirmeye çalıştığı bir öğrenci tarafından sonlandırıldı?

Bu sorunun cevabı sadece bir bireyde değil; toplumun aynasında saklı. Öfkeyi yönetemeyen, sevgiyi öğretemeyen, sabrı aktaramayan bir düzenin bedelini en masumlar ödüyor.

Şiddet artık kapımızı çalmıyor; içeri girmiş durumda. Evde, sokakta, okulda… Ve biz hâlâ “Nasıl oldu?” diye soruyoruz.

Bir Sınıfta Eksik Kalan Sandalye

Yarın o sınıfta bir sandalye boş kalacak. Tahtaya yazılan ders başlıkları, onun el yazısını arayacak. Öğrencilerden bazıları belki pişmanlıkla, bazıları korkuyla, bazıları tarifsiz bir hüzünle o sıralarda oturacak.

Ama en çok eksik kalacak olan şey, bir öğretmenin şefkati olacak.

Çünkü öğretmenlik sadece müfredat anlatmak değildir. Öğretmenlik, bir çocuğun kalbine dokunmaktır. Onu hayata hazırlamaktır. Kırılgan ruhunu onarmaktır.

Bu Acı Hepimizin

Fatma Nur Çelik’in ölümü sadece bir adli vaka değildir. Bu, hepimizin yüreğine düşmüş bir ateştir.

Her öğretmen biraz daha tedirgin artık. Her veli biraz daha kaygılı. Her öğrenci biraz daha şaşkın…

Toplum olarak kendimize sormamız gereken çok ağır bir soru var:
Biz çocuklarımıza neyi eksik öğrettik?

Sevgiyi mi?
Saygıyı mı?
Sınırları mı?
Yoksa insan olmayı mı?

Bir Dua, Bir Söz

Fatma Nur Çelik hocamız artık aramızda değil. Ama onun adı, bir çocuğun kalbinde iyiliğe dönüşürse; bir başka öğretmenin sınıfta daha güçlü durmasına vesile olursa; belki o zaman bu acının içinden bir anlam çıkarabiliriz.

Rabbimden rahmet, ailesine sabır diliyorum.

Ve bir söz verelim kendimize:
Bir daha hiçbir öğretmen, bir daha hiçbir genç hayat, şiddetin kurbanı olmasın.

Çünkü öğretmenler ölmesin…
Çünkü umut ölmesin…

Fatma nur Çelik öğretmenimizin ailesi yakınları ve Tüm eğitim camiasının başı sağ olsun..

Ferhat Canbey